Neden Fizik Tedavi?

Günümüzde, fizik tedavi giderek daha fazla kişi için önemli bir sağlık konusu haline geliyor. Fizik tedavi, çeşitli sağlık sorunlarını tedavi etmek, fonksiyonel yetenekleri geri kazandırmak ve yaşam kalitesini artırmak için kullanılan bir tedavi yöntemidir. Peki, neden fizik tedavi? İşte bu önemli konunun altını çizen bazı nedenler:

  1. Yaralanmaların ve Ameliyat Sonrası Rehabilitasyonun Tedavisi: Spor yaralanmaları, kaza sonrası yaralanmalar veya cerrahi müdahaleler sonrası rehabilitasyon, fizik tedavinin en yaygın kullanım alanlarından biridir. Fizik tedavi, kasları güçlendirmek, esnekliği artırmak ve hareket aralığını geliştirmek için çeşitli egzersizler ve tedaviler sunar.
  2. Kronik Ağrıların Yönetimi: Bel ağrısı, boyun ağrısı, eklem ağrıları gibi kronik ağrılar, birçok kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Fizik tedavi, bu tür ağrıları yönetmek için egzersiz programları, manuel terapi ve diğer modaliteleri kullanarak etkili bir yol sunar.
  3. Hareket Kısıtlamalarının Giderilmesi: Yaralanmalar, cerrahi müdahaleler veya kronik hastalıklar nedeniyle oluşan hareket kısıtlamaları, günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebilir. Fizik tedavi, bu kısıtlamaları gidermek ve hastaların bağımsızlığını yeniden kazanmalarına yardımcı olmak için tasarlanmış özel programlar sunar.
  4. Nörolojik Rehabilitasyon: Felç, beyin travması veya diğer nörolojik bozukluklar gibi durumlar, bireylerin fonksiyonel yeteneklerini ciddi şekilde etkileyebilir. Fizik tedavi, nörolojik rehabilitasyonun bir parçası olarak, hareket yeteneğini geri kazandırmak ve günlük yaşam aktivitelerini yeniden öğrenmek için özel teknikler ve egzersizler sağlar.
  5. Duruş Bozuklukları ve Ergonomi Sorunları: Yanlış duruş alışkanlıkları ve ergonomi sorunları, sık sık bel, boyun ve diğer bölgelerde ağrılara yol açabilir. Fizik tedavi, doğru duruşun ve vücut mekaniğinin geliştirilmesi için eğitim ve egzersizler sunarak bu tür sorunların önlenmesine yardımcı olur.
  6. Yaşlılıkla İlgili Sorunlar: Yaşlanma süreci, kas gücü kaybı, denge sorunları ve diğer sağlık sorunlarına neden olabilir. Fizik tedavi, yaşlı bireylerin günlük yaşam aktivitelerini sürdürmelerine yardımcı olmak için özel olarak tasarlanmış egzersiz programları ve tedaviler sunar.

Fizik tedavi, geniş bir yelpazede sağlık sorunlarına çözüm sunan çok yönlü bir tedavi yöntemidir. Profesyonel bir fizik tedavi uzmanı ile işbirliği yaparak, sağlığınızı iyileştirmek ve yaşam kalitenizi artırmak için doğru tedavi planını belirleyebilirsiniz. Unutmayın, fizik tedavi sadece semptomları tedavi etmekle kalmaz, aynı zamanda sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemenize ve uzun vadeli sağlık hedeflerinize ulaşmanıza da yardımcı olur.

Vertigo Hareketleri: Denge ve Sağlığınıza Yolculuk

Günümüzde pek çok kişi, stresli ve yoğun yaşam tarzlarıyla başa çıkarken dengesizlik sorunlarıyla karşılaşabiliyor. Bu durum, vertigo olarak adlandırılan bir rahatsızlıkla sonuçlanabilir. Vertigo, genellikle baş dönmesi, denge kaybı ve çevresel hareket hissi ile karakterize edilen bir durumdur.

Vertigonun birçok nedeni olabilir; iç kulak problemleri, migren, beyin problemleri veya bazı ilaçların yan etkileri gibi faktörler bu durumu tetikleyebilir. Ancak, bazı durumlarda vertigo hareketleri, yaşam tarzı değişiklikleri ve basit egzersizlerle iyileştirilebilir.

1. Başlangıç Pozisyonu: Ayakta Durma Egzersizleri

Ayakta durma egzersizleri, vücut denge sisteminin güçlenmesine yardımcı olabilir. Basit bir şekilde, ayaklarınızı kalça genişliğinde açın ve gözlerinizi kapatarak denge sağlamaya çalışın. Bu egzersiz, iç kulak ve sinir sisteminin birbirleriyle daha iyi iletişim kurmalarına yardımcı olabilir.

2. Baş Dönmesi Egzersizleri: Göz Hareketleri

Baş dönmesi genellikle göz hareketleriyle bağlantılıdır. Gözlerinizi yavaşça sağa, sola, yukarı ve aşağı hareket ettirerek bu sorunu hafifletebilirsiniz. Bu egzersiz, göz kaslarını güçlendirmeye ve iç kulakla koordinasyonu artırmaya yardımcı olabilir.

3. Yavaş Hareketli Yoga ve Tai Chi

Yoga ve Tai Chi gibi yavaş hareketli aktiviteler, vücudu dengelemeye ve içsel enerjiyi artırmaya yönelik etkili yöntemlerdir. Bu aktiviteler, koordinasyonu geliştirmek, stresi azaltmak ve genel sağlığı desteklemek için harika birer seçenek olabilir.

4. Bilinçli Solunum Teknikleri

Bilinçli solunum, vücudu rahatlatmanın ve zihinsel odaklanmanın etkili bir yoludur. Derin nefes alıp verme teknikleriyle stresi azaltabilir ve bu da vertigo belirtilerini hafifletebilir.

5. Doktor Kontrolünde Fizik Tedavi

Eğer vertigo sorununuz devam ediyorsa veya şiddetleniyorsa, bir sağlık profesyoneli ile görüşmek önemlidir. Fizik tedavi uzmanları, spesifik egzersiz programları ve tedavi yöntemleri ile denge sistemini güçlendirebilir.

Vertigo hareketleri, düzenli olarak uygulandığında genellikle belirtileri hafifletebilir ve yaşam kalitesini artırabilir. Ancak, her birey farklı olduğu için, önce bir sağlık uzmanına danışmak her zaman en iyisidir. Sağlıklı bir yaşam ve güçlü bir denge sistemi dileğiyle!

Fizik Tedavi Nedir?

Fizik tedavi, vücut fonksiyonunu geri kazandırmak ve ağrıyı hafifletmek için kullanılan bir rehabilitasyon yöntemidir. Profesyonel fizik terapistleri tarafından uygulanan bu tedavi, çeşitli sağlık sorunlarının yönetilmesine yardımcı olabilir. Fizik tedavinin temel amacı, hastaların günlük yaşamlarını daha rahat ve ağrısız bir şekilde sürdürebilmelerini sağlamaktır.

Fizik Tedavinin Faydaları

Hangi Durumlarda Fizik Tedavi Gereklidir?

Fizik tedavi, bir dizi farklı sağlık sorunu ve koşul için önerilebilir:

Fizik Tedavi Türleri ve Teknikleri

Fizik tedavi, çeşitli teknikleri içerir:

Fizik Tedavi Süreci ve Uygulamaları

Fizik tedavi süreci, bir hasta değerlendirmesi ile başlar. Tedavi uzmanı, hastanın sağlık geçmişini ve şu anki durumunu değerlendirir. Daha sonra özel bir tedavi planı oluşturulur ve tedavi seansları düzenlenir. Bu seanslar, hasta ihtiyaçlarına ve koşullarına göre uyarlanır. Fizik tedavi, sağlığınıza destek vermek ve daha aktif bir yaşam sürdürebilmek için etkili bir yol olabilir. Hangi durumlar için uygun olduğunu ve nasıl yardımcı olabileceğini anlamak, daha sağlıklı ve ağrısız bir yaşamın kapılarını açabilir. Eğer fizik tedavi ihtiyacınız varsa, bir sağlık profesyoneli ile iletişime geçmek önemlidir.

Bel Fıtığı Tedavisinde Fizik Tedavinin Yeri ve Önemi

Bel fıtığı, sık görülen bir spinal rahatsızlık olup, birçok kişiyi etkileyebilir. Bel fıtığı, omurga disklerinden birinin sıkışması sonucu oluşan bir durumdur ve ağrı, hareket kısıtlılığı ve diğer belirtilerle kendini gösterebilir. Bu rahatsızlıkla başa çıkmak için birçok tedavi yöntemi bulunsa da, fizik tedavi bu tedavi seçeneklerinin önemli bir parçasıdır.

Bel Fıtığı Nedir?

Bel fıtığı, omurga disklerinin dış kısmının zayıfladığı veya yırtıldığı durumlarda ortaya çıkar. Diskin içerisinde bulunan jel benzeri madde, dışarı çıkabilir ve spinal sinirlere baskı yapabilir. Bu baskı, sırt ağrısı, bacak ağrısı, uyuşma, güç kaybı ve diğer semptomlara neden olabilir.

Fizik Tedavinin Rolü

Bel fıtığı tedavisinde fizik tedavi, hastaların ağrılarını hafifletmek, esnekliği artırmak, kasları güçlendirmek ve duruşlarını düzeltmek için önemli bir rol oynar. İşte fizik tedavinin bel fıtığı tedavisindeki önemli yönleri:

  1. Ağrı Yönetimi: Fizik tedavi, hastaların ağrılarını azaltmaya yardımcı olabilir. Fizik tedavi uzmanları, masaj, ısınma teknikleri, elektrik stimülasyonu ve diğer yöntemlerle ağrıyı hafifletebilirler.
  2. Esneklik ve Hareketlilik Artışı: Bel fıtığı hastalarının hareket kabiliyeti genellikle kısıtlanmıştır. Fizik tedavi, esnekliği artırarak ve kasları güçlendirerek hastaların daha rahat hareket etmelerine yardımcı olabilir.
  3. Kas Güçlendirmesi: Fizik tedavi programları, bel çevresindeki kasları güçlendirmeye odaklanır. Güçlü kaslar, omurgayı daha iyi destekler ve ağrıyı azaltabilir.
  4. Duruş Eğitimi: Fizik terapistleri, hastalara doğru duruş ve vücut mekaniği konusunda eğitim verir. Yanlış duruş, bel fıtığı riskini artırabilir ve mevcut bir fıtığı daha da kötüleştirebilir.
  5. Tedaviye Uzun Süreli Katkı: Fizik tedavi, bel fıtığı tedavisinin uzun vadeli başarısında önemli bir rol oynar. Tedavinin sona ermesinin ardından, hastalar genellikle evde yapılabilecek egzersizleri sürdürebilirler.

Bel fıtığı tedavisinde fizik tedavi, hastaların ağrılarını hafifletmek, hareketliliği artırmak ve kasları güçlendirmek için vazgeçilmez bir rol oynar. Ancak her hasta farklıdır, bu nedenle fizik tedavi programları kişiye özel olarak tasarlanmalıdır. Bu nedenle, bel fıtığı şüphesi taşıyan veya teşhis konulan kişilerin, bir doktora veya fizik terapiste başvurması önemlidir. Bu profesyoneller, bireyin özel durumunu değerlendirerek en uygun tedavi planını oluşturabilirler.

Unutmayın ki, bel fıtığı tedavisi uzun bir süreç olabilir ve sabır gerektirebilir. Fizik tedavi, bu sürecin önemli bir parçasıdır ve doğru şekilde uygulandığında bel fıtığı hastalarının yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilir.

Baş Dönmesinin Gizemi: Vertigo'nun Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri

Vertigo

Vertigo

Baş dönmesi, birçok insanın zaman zaman deneyimlediği yaygın bir semptomdur. Ancak, bazı insanlar için bu durum, hayatlarını ciddi şekilde etkileyebilecek bir soruna dönüşebilir. Vertigo, baş dönmesi hissiyle karakterize edilen bir durumdur ve çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu yazıda, vertigo hakkında daha fazla bilgi edineceğiz, yaygın nedenlerini inceleyeceğiz ve nasıl tedavi edilebileceği konusunda bazı ipuçları sunacağız.

Vertigo Nedir?

Vertigo, genellikle çevrenin dönmesi veya dönmeye başladığı hissi ile tanımlanan bir baş dönmesi türüdür. Vertigo yaşayan kişiler, kendilerini hareket ediyor gibi hissedebilirler, ancak aslında hareket etmiyorlardır. Bu rahatsız edici semptom, kişinin günlük yaşamını etkileyebilir ve bazen tehlikeli olabilir.

Vertigo'nun Yaygın Nedenleri

  1. İç Kulak Problemleri: En yaygın vertigo nedeni, iç kulakla ilgili sorunlardır. Vestibüler sistemi dengeleyen iç kulakta meydana gelen problemler, vertigo semptomlarına yol açabilir.
  2. Meniere Hastalığı: Meniere hastalığı, iç kulak sıvılarının dengesizliği nedeniyle baş dönmesine yol açan bir durumdur. Bu hastalık, işitme kaybı ve kulak çınlaması ile birlikte gelir.
  3. Vertebrobasilar Yetmezlik: Beyne giden kan akışını etkileyen vertebrobasilar yetmezlik, baş dönmesine neden olabilir. Bu, bazen daha ciddi bir tıbbi sorunun belirtisi olabilir.
  4. Baş ve Boyun Yaralanmaları: Kafa veya boyun yaralanmaları, vertigo semptomlarına neden olabilir.

Vertigo Nasıl Tedavi Edilir?

Vertigo tedavisi, temel nedenine bağlı olarak değişebilir. Bir doktor, vertigo nedenini doğru şekilde teşhis etmek için fizik muayene, görüntüleme testleri ve işitme testleri gibi yöntemler kullanabilir. Tedavi seçenekleri arasında şunlar bulunabilir:

  1. İlaçlar: Bazı durumlarda, baş dönmesini kontrol altına almak ve semptomları hafifletmek için ilaçlar reçete edilebilir.
  2. Baş Pozisyon Egzersizleri: Benign pozisyonel paroksismal vertigo (BPPV) gibi bazı durumlarda, baş pozisyon egzersizleri baş dönmesini azaltabilir.
  3. İç Kulak Cerrahisi: İç kulak sorunlarına bağlı olarak, cerrahi müdahale gerekebilir.
  4. Meniere Hastalığı Tedavisi: Meniere hastalığı için tedavi seçenekleri, diyet değişiklikleri, ilaçlar ve bazen cerrahi içerebilir.

Vertigo, kişiden kişiye farklılık gösterebilir ve nedeni belirlemek ve tedavi etmek profesyonel bir doktorun uzmanlık alanına girer. Bu nedenle, vertigo semptomları yaşadığınızı düşünüyorsanız, bir sağlık uzmanına başvurmanız önemlidir.

Sonuç olarak, vertigo, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilecek bir baş dönmesi durumudur. Doğru teşhis ve tedavi ile semptomlar kontrol altına alınabilir ve kişinin normal yaşamına dönmesine yardımcı olunabilir. Bu nedenle, baş dönmesi yaşayan kişilerin profesyonel tıbbi yardım arayışında olmaları önemlidir.

Bel Fıtığı Nedir? Belirtileri ve Ameliyatı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Günümüzde yaygın bir sağlık sorunu olan bel fıtığı, pek çok insanın yaşam kalitesini etkileyebilen bir rahatsızlıktır. Bu yazıda, bel fıtığının ne olduğunu, belirtilerini ve tedavi seçeneklerini detaylarıyla inceleyeceğiz. Ayrıca, bel fıtığı ameliyatı hakkında da bilgilendirici bilgiler sunacağız.

Bel Fıtığı Nedir?

Bel fıtığı, omurlar arasındaki disklerin hasar görmesi sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Omurga, omur adı verilen kemiklerden oluşur ve bu omurlar arasında diskler bulunur. Bu diskler, omurlar arasındaki sürtünmeyi azaltarak esneklik sağlar. Ancak zamanla, disklerde yıpranma ve zayıflama meydana gelebilir. Bu durum, içerideki jel benzeri sıvının dışarı sızmasına ve sinir köklerine baskı yapmasına neden olabilir. İşte bu duruma bel fıtığı denir.

Bel Fıtığının Belirtileri Nelerdir?

Bel fıtığı belirtileri kişiden kişiye değişebilir ve şiddeti farklılık gösterebilir. En sık görülen belirtiler şunlar olabilir:

  1. Sırt ve Bel Ağrısı: Bel fıtığı genellikle sırt ve bel bölgesinde ağrıya neden olur. Bu ağrı bazen keskin ve şiddetli olabilir.
  2. Bacak Ağrısı: Fıtığın sinir köklerine baskı yapması sonucu bacaklarda ağrı, karıncalanma veya uyuşma hissi oluşabilir. Bu ağrı genellikle bel bölgesinden başlar ve bacağa doğru yayılır.
  3. Kas Zayıflığı: Sinir köklerine baskı yapan bel fıtığı, kas güçsüzlüğüne neden olabilir. Bu durumda bacaklarda veya ayaklarda zayıflık hissedebilirsiniz.

Bel Fıtığı Ameliyatı

Bel fıtığı tedavisinde genellikle konservatif yöntemler tercih edilir. Bu yöntemler arasında istirahat, fizik tedavi, ilaç tedavisi ve enjeksiyonlar yer alabilir. Ancak bazı durumlarda, bel fıtığı semptomları dayanılmaz hale geldiğinde veya sinir kökleri ciddi şekilde etkilendiğinde cerrahi müdahale gerekebilir.

Bel Fıtığı Ameliyatı Türleri:

  1. Mikrodiskektomi: Bu minimal invaziv cerrahi yöntemde, doktorlar mikroskop veya endoskop yardımıyla fıtıklaşmış disk kısmını çıkarırlar. Bu yöntem sayesinde dokulara daha az zarar verilir ve iyileşme süreci kısalır.
  2. Laminektomi: Omuriliğin üzerinde bulunan kemik kısmın kısmen veya tamamen çıkarılmasıyla gerçekleşen bir cerrahi işlemdir. Bu yöntem, diskteki basıncı azaltarak rahatlama sağlar.

Ameliyat öncesi ve sonrası doktorunuzun önerilerine uymak önemlidir. Ameliyat sonrası fizik tedavi, egzersiz ve düzenli takip gerekebilir.

Sonuç olarak

Bel fıtığı, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen bir durumdur. Erken teşhis ve tedavi ile semptomların kontrol altına alınması mümkündür. Eğer belirtileriniz şiddetliyse ve günlük yaşamınızı olumsuz etkiliyorsa, bir uzmana danışmanız önemlidir. Her durumda, tedavi süreci doktorunuzun tavsiyelerine göre şekillenmelidir.

Unutmayın ki bu yazı sadece genel bilgi amaçlıdır ve tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Herhangi bir sağlık sorunuyla karşılaştığınızda mutlaka bir sağlık profesyoneline danışmalısınız.

Proloterapi: Doğal Yöntemle Ağrıya Veda Edin

Modern yaşamın getirdiği pek çok etken, insanların vücutlarında zamanla yıpranmaya ve ağrıya yol açabilmektedir. Ağrılar, günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir ve hatta bazı durumlarda hayatı zorlaştırabilir. Ancak, son yıllarda geliştirilen alternatif tedavi yöntemleri sayesinde, ağrılarla başa çıkma ve doğal yollarla iyileşme şansı artmıştır.

Proloterapi Nedir?

Proloterapi, "proliferatif terapi" olarak da adlandırılır. Bu yöntemde, hastanın ağrı çeken bölgelerine özel bir iğne aracılığıyla bir dizi doğal çözelti enjekte edilir. Bu çözeltiler genellikle şekersiz bir glukoz, tuzlu su veya anestezik bir madde olabilir. Amacı, ağrıyan bölgedeki zayıf bağ dokusunu uyararak, vücudun kendi iyileşme mekanizmasını harekete geçirmektir.

Proloterapi Nasıl Uygulanır?

Proloterapi, basit ve hızlı bir işlem olarak uygulanır. Uzman hekim, ağrı çeken bölgeleri değerlendirir ve tedavi edilecek alanları belirler. Daha sonra ince bir iğne yardımıyla, seçilen çözelti ağrıyan bölgeye enjekte edilir. Bu çözelti, vücutta lokal bir inflamatuar tepki oluşturarak bağ dokusunda iyileşmeyi tetikler. Tedavi seansları, hastanın durumuna bağlı olarak haftada birkaç kez veya birkaç hafta arayla yapılabilir. Toplam tedavi süresi hastanın durumuna göre değişmekle birlikte, genellikle birkaç seans yeterli olabilmektedir.

Hangi Durumlarda Kullanılır?

Proloterapi, birçok ağrılı durumun tedavisinde etkili bir seçenek olarak kullanılabilir. Bunlar arasında:

a. Eklem Ağrıları: Osteoartrit veya travma sonrası eklem ağrıları, proloterapi ile tedavi edilebilir ve eklem hareketliliği artırılabilir.
b. Tendon Yaralanmaları: Tendon yaralanmaları, spor yaralanmaları veya tekrarlayan hareketler nedeniyle oluşabilir. Proloterapi, zayıf tendonları güçlendirerek iyileşme sürecini hızlandırabilir.
c. Ligament Yaralanmaları: Ligament yaralanmaları, sporcular ve aktif bireyler arasında yaygındır. Proloterapi, hasarlı ligamentleri iyileştirerek dayanıklılığı artırabilir.
d. Sırt Ağrıları: Kronik sırt ağrıları, proloterapi ile tedavi edilebilir ve hastanın yaşam kalitesi artırılabilir.

Proloterapinin Avantajları

Proloterapinin birçok avantajı bulunmaktadır:

Doğal Bir Yaklaşım: Proloterapi, vücuttaki doğal iyileşme mekanizmalarını harekete geçirir.
Minimal Yan Etki: Proloterapi, ilaçlar veya cerrahi prosedürler gibi yan etkileri minimal düzeyde tutar.
Kısa İyileşme Süresi: Proloterapi, cerrahi müdahalelerin aksine kısa bir iyileşme süresi gerektirir ve hastanın günlük yaşamına hızla dönmesine olanak tanır.

Proloterapi, ağrı çeken bölgelerde doğal bir iyileşme sürecini harekete geçiren etkili ve doğal bir tedavi yöntemidir. Kadıköy Ağrı Merkezi olarak, uzman ekibimizle proloterapi tedavisi konusunda sizlere yardımcı olmaktan mutluluk duyarız. Ancak, unutulmamalıdır ki her tedavi yöntemi gibi proloterapi de uzman bir sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmeli ve uygulanmalıdır.

Geçmeyen Baş Ağrısı

Geçmeyen baş ağrısı ciddi bir sorun olabilir ve çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Aşağıda, baş ağrısının olası nedenleri ve baş ağrısını hafifletmek için alabileceğiniz önlemler hakkında genel bilgiler bulunmaktadır. Ancak unutmayın, tıbbi bir sorununuz varsa bir sağlık uzmanına başvurmanız önemlidir.

Unutmayın, baş ağrıları her zaman ciddi bir sağlık sorununun belirtisi olmayabilir, ancak sürekli veya şiddetli baş ağrıları yaşıyorsanız, bir doktora danışmanız önemlidir. Doktorunuza başvurduğunuzda, size tam bir değerlendirme yapacak ve baş ağrınızın nedenini belirlemeye çalışacaktır. Doktorunuz aşağıdaki adımları atabilir:

Doktorunuz baş ağrısının altında yatan nedeni belirledikten sonra, size uygun tedavi seçeneklerini önerecektir. Tedavi, baş ağrısının nedenine, şiddetine ve semptomlara bağlı olarak değişebilir. Bu tedavi seçenekleri arasında ağrı kesiciler, migren ilaçları, sinüzit tedavisi, stres yönetimi teknikleri, boyun ve kas gerginliği için fizik tedavi gibi yöntemler yer alabilir.

Baş ağrılarının nedenleri ve tedavileri çok çeşitli olabilir, bu yüzden profesyonel bir tıbbi değerlendirme ve tavsiye almanız önemlidir. Doktorunuz, baş ağrınızı doğru şekilde teşhis etmek ve size uygun tedavi planını önermek için en iyi kaynaktır.

Baş ağrısının geçmesi için kuru iğne yapılır mı?

Baş ağrısının tedavisi için kuru iğne (kuru iğne tedavisi veya kuru iğne akupunkturu olarak da bilinir) kullanılabilir. Kuru iğne, ince bir iğnenin belirli noktalara deriye batırılmasıyla yapılan bir tedavi yöntemidir. Bu noktalar, geleneksel Çin tıbbına göre enerji akışının düzenlenmesine ve vücuttaki dengeyi sağlamaya yardımcı olan akupunktur noktalarıdır.

Kuru iğne tedavisi, baş ağrılarının tedavisinde genellikle kullanılan bir yöntemdir. İğneler, kas, tendon, fasia, skar dokusu ve sinir çevresi bölgelere uygulanabilir. Bu stimülasyon, vücutta endorfin ve diğer doğal ağrı kesici maddelerin salınmasını teşvik ederek baş ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir.

Ancak, kuru iğne tedavisi etkinliği konusunda farklı sonuçlar elde edilen araştırmalar vardır ve her bireyin yanıtı farklı olabilir. Bazı insanlar için baş ağrılarını azaltmada etkili olabilirken, diğerleri için etkisiz olabilir. Her zaman bir uzmana danışmanız önemlidir.

Baş ağrısı tedavisi için bir seçenek olarak kuru iğne tedavisi düşünüyorsanız, bir akupunktur uzmanına başvurmalısınız. Uzman, durumunuzu değerlendirecek, size özel bir tedavi planı oluşturacak ve sizin için en uygun olan tedaviyi önererek size yardımcı olacaktır.

 

Topuk Dikeni nedir?

Topuk Dikeni nedir?

Topuk dikeni (plantar fasiit), ayak tabanının altında yer alan kalın bağ dokusu bandının iltihaplanması ve tahriş edilmesi sonucu oluşan bir ağrı sendromudur. Topuk dikeni genellikle sabahları veya uzun süre ayakta kalmadan sonra hissedilen keskin bir ağrı ile kendini gösterir. Bu ağrı, topuk kemiği ile ayak tabanı arasındaki bağ dokusu bandında mikro yırtıkların meydana gelmesi ve bu bölgedeki sinirlerin tahriş olması nedeniyle oluşur. Topuk dikeni genellikle aşırı fiziksel aktivite, aşırı kilo, yüksek topuklu ayakkabı giymek gibi nedenlerle oluşabilir. Tedavisi, fizik tedavi, ayakkabı değişikliği, özel ayak tabanlıkları ve egzersizler gibi yöntemlerle yapılabilir.

Topuk dikeni tedavisi nasıl yapılır?

Topuk dikeni tedavisi, ağrının şiddetine, süresine ve nedenlerine bağlı olarak değişebilir. Aşağıdaki yöntemler, topuk dikeni tedavisinde sıklıkla kullanılan tedavi seçenekleridir:

  1. İlaç tedavisi: Ağrıyı azaltmak için ağrı kesiciler, iltihap önleyici ilaçlar ve steroid enjeksiyonları kullanılabilir.
  2. Fizik tedavi: Egzersizler, masaj, ultrason terapisi, elektrik stimülasyonu ve diğer yöntemlerle topuk kaslarını güçlendirmek ve bağ dokusu bandını esnetmek için fizik tedavi seansları önerilebilir.
  3. Ayak tabanlıkları: Özel olarak tasarlanmış ayak tabanlıkları, ayak yapınıza uygun olarak yapılır ve ayak tabanınızı destekler, rahatlatır ve bağ dokusu bandını esnetir.
  4. Ayakkabı değişikliği: Topuklu ayakkabılardan düz tabanlı, sert tabanlı ayakkabılara geçmek topuk dikeni tedavisinde faydalı olabilir.
    Ağırlık kontrolü: Aşırı kiloluysanız, kilo vermek topuk dikeni ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir.
  5. Egzersizler: Özel olarak tasarlanmış egzersizler, topuk dikeni tedavisinde oldukça faydalıdır. Bu egzersizler, bağ dokusu bandınızı esnetir, ayak kaslarınızı güçlendirir ve ağrıyı hafifletir.
  6. Cerrahi: Nadiren kullanılır, ancak diğer tedavi seçenekleri işe yaramazsa cerrahi seçenekler düşünülebilir. Bu yöntemde bağ dokusu bandı kesilir veya koparılarak ağrı giderilir.

Tedavinin başarısı, tedavinin erken dönemde başlatılması ve belirli tedavi yöntemlerinin birleştirilmesi ile artırılabilir. Tedavi seçenekleri hakkında doktorunuzla konuşarak size en uygun tedavi planını belirleyebilirsiniz.

Topuk dikeni neden olur?

Topuk dikeni (plantar fasiit), ayak tabanındaki bağ dokusu bandının iltihaplanması ve tahriş olması sonucu oluşan bir ağrı sendromudur. Topuk dikeni genellikle aşağıdaki nedenlerden kaynaklanabilir:

  1. Aşırı fiziksel aktivite: Uzun süreli koşma, yürüme, ayakta durma veya diğer yüksek etkili aktiviteler, ayak tabanınızdaki bağ dokusu bandına aşırı stres uygulayabilir ve topuk dikeni oluşumuna neden olabilir.
  2. Aşırı kilo: Fazla kilolu olmak, ayak tabanınızda aşırı basınç yaratabilir ve bağ dokusu bandına ekstra stres uygulayarak topuk dikeni oluşumuna yol açabilir.
  3. Ayak yapısı: Düztabanlık veya yüksek kemerli ayaklar, ayak tabanınızın doğal şeklini bozarak topuk dikeni oluşumuna yol açabilir.
  4. Yanlış ayakkabı seçimi: Sert, düz olmayan veya yüksek topuklu ayakkabılar, ayak tabanınızda aşırı basınç yaratarak topuk dikeni oluşumuna neden olabilir.
  5. Yaş: Yaşlanma, bağ dokusu bandının esnekliğini kaybetmesine ve topuk dikeni oluşumuna neden olabilir.
  6. Hormonal değişiklikler: Gebelik, menopoz veya diğer hormonel değişiklikler, bağ dokusu bandındaki değişiklikler nedeniyle topuk dikeni oluşumuna neden olabilir.

Topuk dikeni, genellikle tek bir neden değil, birkaç faktörün bir araya gelmesi sonucu oluşur. Kendinize uygun ayakkabı seçimi yaparak, aşırı kilo vererek, düzenli egzersiz yaparak ve ayaklarınızı dinlendirerek topuk dikeni oluşumunu önleyebilirsiniz.

Topuk dikeni belirtileri nelerdir?

Topuk dikeni belirtileri, genellikle ağrı ve rahatsızlık hissiyle başlar ve zamanla şiddetlenebilir. Aşağıdaki belirtiler, topuk dikeni oluştuğunu gösterir:

  1. Topuk ağrısı: Ayak tabanının ortasında veya topuğun altında, genellikle ilk adımda veya uzun süreli ayakta kalma sonrasında hissedilen keskin bir ağrıdır.
  2. Sabah sertliği: Sabahları ilk adımınızı atarken ayak tabanınızda sertlik ve ağrı hissedebilirsiniz. Bu sertlik ve ağrı, gün boyunca devam edebilir.
  3. Ayak tabanında hassasiyet: Ayak tabanınızın ortasında veya topuğun altında bir hassasiyet veya ağrı hissedebilirsiniz.
  4. Ayak tabanında şişlik: Ayak tabanınızda hafif bir şişlik veya kızarıklık hissedebilirsiniz.
  5. Ayakta yürürken topukta hissedilen bir rahatsızlık: Ayakta yürürken topukta batma, yanma, keskin bir ağrı veya rahatsızlık hissi hissedebilirsiniz.
  6. Ağrının artması: Uzun süreli ayakta kalma, egzersiz yapma veya merdiven çıkma gibi aktiviteler sonrasında ağrı artabilir.

Topuk dikeni belirtileri, her zaman aynı şekilde hissedilmeyebilir. Bazı kişilerde sadece hafif bir ağrı hissi olabilirken, diğerleri şiddetli ağrı ve rahatsızlık hissedebilir. Eğer bu belirtileri yaşıyorsanız, bir doktor veya ayak sağlığı uzmanı ile görüşmeniz önerilir.

Kuru İğne Tedavisi Hakkında Herşey

Kuru İğne Tedavisi

Kuru İğne Tedavisi  Hakkında Tüm Bilgiler

Kuru İğne Tedavisi Nedir?

Kuru iğne Tedavisi Nedir ? İMS bir akupunktur değildir. Ağrı tedavisinde akupunkturdan daha etkilidir. IMS inatçı problemlerde bile kas kaynaklı ağrılar için en iyi tedavi yöntemidir. IMS kalıcı iyileşme sağlar. Kronik ağrılı hastalarda masaj, kaplıca, fizyoterapi gibi yöntemler de işe yarar, ancak bunların iyiliği kısa sürer, şikâyetler yeniden başlar. Kronik ağrılı pek çok hastada ağrıyı üreten en önemli sebep kaslardaki hasardır, kaslar kısalır, sertleşir, kalınlaşır ve dolaşımı bozulur. Kaslarda bazı toksik maddeler birikir, kas iyi bir şekilde kasılamaz ve kemikleri, sinirleri sıkıştırır. Bu istenmeyen durum bazen haftalar, aylar, yıllarca devam eder. Fizik tedavi, masaj, ilaçlar, kaplıcalar hastanın problemine kısmen yardımcı olur. Ancak bu iyilik kısa sürer.

İMS de ise kas spazmı tamamen çözülür kas canlılığını yeniden kazanır, eklem hareket açıklığı artar, kuvvet düzelir. Seans sayısı ilerledikçe hastanın iyiliği artar. Kasta bir travma yada zedelenme varsa ve bu zedelenme yeterince büyükse, ağrı sinyalleri sempatik gangliyon yoluyla primer afferent nosiseptör refleksi (H) aktifleştirir. Bu durumda ağrı sakinleşeceği yerde daha da artar, bu mekanizmaya refleks ark adı verilir..

Refleks ark orijinal ağrının daha artmasına ve kronikleşmesine sebep olan bir mekanizmadır. Aynı zamanda kaslar hareket emrini veren motor sinirler sıkışır ve kaslar sürekli kasılı kalırsa, bazen refleks ark yıllar hatta 10 yıllar boyunca devam eder. Kasılmış ve kısalmış kaslar yozlaşırlar ve içlerinde tetik nokta adı verilen nodüller oluşur, Kaslar lifleri kalınlaşır ve sertleşir, esneme kabiliyetini kaybeder. Dolaşın bozukluğundan dolayı buradaki metabolitler (artık maddeler) kası daha ağrılı ve sert hale getirir. Zamanla kas liflerinin bir kısmı canlılığını kaybeder ve patolojik bir nedbe dokusu oluşur, ağrı devam eder.

Kuru İğne Tedavisi (İMS) Hangi Hastalıkların Tedavisinde Uygulanmaktadır ?

Kuru İğne Tedavisi Kaç Seans Uygulanmaktadır  ?

Kuru İğne Tedavisi İMS yani kuru iğne tedavisinde seanslar hastalığa ve hastanın gidip gelme imkânına göre belirlenir. Haftada 1 veya 2 seans uygulamak en uygun olanıdır. Daha önce geçirilmiş bir cerrahi müdahale varsa yada ağrı çok kronikse seans araları daha sık ve seans sayısı fazla tutulmalıdır. İyileşmenin hızı hastalığın kronikliğine, yaygınlığına, ağrının şiddetine, daha önce operasyon geçirip geçirmemesine, nöropati olup olmamasına göre değişir. Seans sayısı 6-10 arasında değişmelidir. Bazen bu süre 15 seansa kadar çıkabilir. Hastalığın geçici alevlenmelerinde tek seanslık bir tekrar yeterli olabilir.

Kuru İğne Acıtır mı  ? İMS Ağrılı Bir Yöntem midir ?

İMS tedavisinde kullanılan iğneler normal enjeksiyonda kullanılan mandrenli iğneler gibi değildir;

Son derece incedir. Deriyi geçerken acıyı en aza indirmek için bir kılavuz kullanılarak iğnenin hızlı batması sağlanabilir. Ayak tabanı, el gibi küçük kasların bulunduğu bölgelerde ağrı mümkündür, ancak diğer kaslara yapılan stimülasyonlar genellikle iyi tolere edilir. Eğer kaslar normalse genellikle ağrı duyulmaz.

Kas süpersensitif, aşırı kısalmışsa yani ciddi olarak problemli ise bir miktar ağrı duyulabilir. İğne ilk batırıldığında spazmlı kas tarafında sıkıca kavranır ve bu esnada özel bir ağrı duyulur. Kas kendini bırakınca ciddi bir rahatlama olur. Bazı hastalar ilk birkaç seansta uzun süren ağrılardan bahsederler, seans süresi arttıkça bu ağrılar kaybolur.

Kuru İğne İMS bütün bunları nasıl durdurur?

İMS Bilimsel Olarak İspatlanmış Bir Tedavi midir ?

Evet. Bu konuda yapılmış pek çok bilimsel çalışma vardır. Kasılmış kaslar ve tetik noktalarla ilgili pek çok tedavi metodu vardır. Bunlar özel solüsyon enjeksiyonları, steroid enjeksiyonları, bazı vitaminler, botoks, lidokain, histamin vs. bunların çoğunun az veya çok etkisi vardır, ama bir kısmının ciddi yan etkileri de vardır. Ve tedavi edici etkinlikleri daha kısa sürelidir. Biz de zaman zaman diğer tedavileri kullanmakla birlikte, daha çok güvendiğimiz ve yan etkisi daha az olan İMS (kuru iğne) yöntemini tercih ediyoruz.

Kuru İğne Akupunktur Yöntemimidir ?

İMS ya da kuru iğne tedavisi bir akupunktur yöntemi değildir. Akupunkturda vücutta meridyenler ve meridyenlerle ilişkili noktalar vardır. İğne bu noktalara uygulanır ve 20
dakika kadar kalır. İMS tedavisinde normal fizik muayene ve bu muayenenin sonucunda yapılan teşhis önemlidir. İMS de iğnenin batırılacağı yer nöroanatomik teoriye göredir. Örneğin kola vuran ağrıda, bu ağrıyı oluşturan sinirin sıkıştığı alanı genişletmek için sinir kökü çevresindeki kaslara (kısalmış boyun kasları) tedavi uygulanır.

Spinal refleksler ve golgi tendon organı yoluyla kasın gevşemesi sağlanır. Bu şekilde kas uzar, daha canlı, esnek bir hal alır, kas kuvveti artar. İMS kas iskelet sistemi ağrılarının tedavilerinde akupunkturdan çok daha etkilidir.

Kuru İğne Tedavisinin (İMS) Yan Etkileri ?

İMS ya da kuru iğne tedavisi genellikle çok iyi tolere edilir. İğnenin batırıldığı yerde çok çabuk geçen ve ilaç kullanmayı gerektirmeyen bir ağrı olabilir. Çok nadiren pnömotoraks gelişebilir. Aspirin ve diğer pıhtılaşma önleyici ilaç kullananlarda cilt altı kanamaları olabilir, ancak genellikle tedaviyi sonlandırmayı gerektirmez. İMS tedavisinin en ciddi yan etkisi pnömötorakstır ve acilen tedavi edilmelidir. Çok nadiren boyun bölgesine uygulanan tedavilerde tansiyon düşüklükleri olabilir. Birkaç dakikalık dinlenme ile geçer.

Kuru İğne Tedavisi (İMS) Başka Nerelerde Kullanılır ?

İMS nin ağrılı sendromların dışında da birçok kullanım alanı vardır. İMS çilt kırışıklıkları ve ciltte oluşmuş mikro çukurlukların tedavisinde kullanılabilir. Hemiplejik hastaların omuz ve kalça sendromlarının tedavisinde rehabilitasyona olumlu katkısı olur. Nöropatilerin tedavisinde kısmen etkilidir. Eklem kontraktürlerinin tedavisinde, eklem hareket açıklığının artmasına yardımcı olur.

Kuru İğne Tedavisi sgk Karşılıyor mu ?

Hayır, bu tedavi henüz geri ödeme kurumlarının ödeme listelerinde değildir.

Kuru İğne Tedavisi Seans Ücretleri ?

İMS , Tedavisi Ücretleri Ağrının Yerine Türüne Göre Değişmektedir. Uygulanacak Yerler Farklılık Gösterdiğinden Bizler ile Buraya Tıklayarak İletişim Kurarak Bir Fiyat Alabilirsiniz.

Diğer Faaliyet Alanlarımız

Yaşlı Bakımevi , Yatılı Bakımevi ve Huzurevi , Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi , Kadıköy Ağrı Merkezi

Huzursuz Bacak Sendromu (RSL) ve İms Tedavisi

Huzursuz Bacak Sendromu (RSL) ve İms Tedavisi

 

Huzursuz Bacak Sendromu (RSL) ve İms Tedavisi Geceleri yatağa girmek sizin için bir sıkıntı oluyorsa, yorgun ve uykusuz olmanıza rağmen uyuyamıyorsanız, şikayetlerinizi tanımlamakta zorlanıyorsanız sorununuz huzursuz bacak sendromu olabilir. Şikayetleriniz arasında; Bacaklarınızı hareket ettirme hissi, karıncalanma, güçlü bir hareket ettirme isteği, ağrı ve uyuşma varsa RLS hastalığınız olabilir.

Huzursuz Bacak Sendromu (RLS) bacaklarda rahatsızlık hissi ile ortaya çıkan ve bazen ailevi özelliği olan bir hastalık grubudur. Bu sorunun görülme sıklığı ülkeden ülkeye değişirken doğudan batıya doğru artıyor. Toplumda görülme sıklığının yüzde 10 civarındadır.

Hastalığın ortaya çıkış yaşı değişkenlik gösterebiliyor. Ailevi formlarda yakınmalar sıklıkla genç yaşlarda, hatta çocukluk çağında bile ortaya çıkıyor..

 

Uykusuzluk Sebebi

Çoğu hastanın yakınmalarının başka nedenlere bağlı olduğunu düşünmesi hastalıkla ilgili en önemli sorunlar arasındadır. Huzursuz bacak sendromu, yıllardır uykusuzluk çeken, uykuya dalmakta güçlük hastaların bir kısmında da görülür. Bacak varisleri olan hastalar şikayetlerini bununla ilişkili zannettikleri için huzursuz bacak sendromu  teşhisi gözden kaçıyor ve bu kişiler yıllarca tedavisiz kalabiliyor. Bazı hastalar ise bu şikayetlerin romatizmadan kaynaklandığını düşünüp doktora başvurmuyor.

Bazı çocukların RLS yüzünden bacaklarını sürekli oynattıkları için “hiperaktif çocuk” tanısı almaları da sık karşılaşılan durumlar arasındadır. Bazen de çocukların ifade ettikleri bacak ağrıları yanlışlıkla “büyüme ağrısı” olarak değerlendiriliyor ve hastaların tedaviye başvurmaları gecikiyor. Fibromiyalji sendromlu hastalarda da RLS sık görülür.

Çoğunlukla orta ve ileri yaşlarda başlayan yaşam boyu süren bir bozukluktur. Belirtileri istirahatte iken bacaklarda ürperti, üzerinde birşeyler geziyor hissi, yanma, ağrı, karıncalanma, kramp, bıçak kesiyor ya da ısı artışı gibi duyusal hislerdir. Bu hislerin azaltılması amacı ile hasta bacaklarını hareket ettirme ihtiyacı duyar. Bazen bu belirtiler kollarda ve gövde de hissedilmektedir.

Geceleri ve yatakta belirtiler arttığından çoğu zaman uykusuzluk eşlik eder.

RSL bacaklarda zonklama, çekme, sürünme veya diğer hoş olmayan duygularla karakterize bir hastalıktır. Kontrol edilemez duygular, bacakları ve ayakları hareket ettirme ihtiyacı ve bazen onları hareket ettirmek için güçlü bir dürtü oluşur. Belirtiler, öncelikle kişinin rahatladığı veya dinlendiği akşam ve gece meydana gelir ve gece boyunca ciddiyeti artabilir.

Bu durum, uykuya dalmakta ve uykuda kalmakta güçlükle sonuçlanır. Nüfusun % 10 kadarı RLS'den muzdariptir, her iki cinsiyeti de etkiler ancak kadınlarda daha yaygındır ve küçük çocuklarda olmak üzere her yaşta başlayabilir.

Ne yazık ki bu problemin sebebi bilinmemektedir. RLS'nin, beyin bazal ganglion çekirdeklerinde bir fonksiyon bozukluğu ile ilgili olduğunu gösteren deliller vardır. Bazal ganglion sisteminde bozulma, Parkinson hastalığında olduğu gibi istemsiz hareketlerle sonuçlanabilir.

Huzursuz Bacak Sendromu Birçok Hastalıkla İlişkili Olabilir

Böbrek yetmezliği, venöz yetmezlik, bazı romatizmal hastalıklar, fibromiyalji, diyabet ve periferik nöropati gibi bazı kronik hastalıklar RLS ile ilişkilidir. Bazı ilaçlar, RLS semptomlarını şiddetlendirebilir; bulantı  giderici ilaçlar, anti-psikotik ilaçlar, serotonini artıran antidepresanlar ve yatıştırıcı antihistaminik içeren bazı soğuk ve alerji ilaçları.

Gebelik RLS nin önemli bir sebebidir, son üç ayda şikayetler daha da belirginleşir, doğumdan bir ay sonra azalır.  RLS bazen çocuklarda kronik ağrı ve/veya dikkat eksikliği bozukluğu olarak yanlış tanı almaktadır. Bazen doktorlar yanlışlıkla; sinirlilik, uykusuzluk, stres, artrit, kas krampları veya yaşlanma belirtilerine bağlarlar.

RLS semptomlarını azaltmanın birkaç yolu vardır; kafein, alkol ve sigaranın  azaltılması; demir, folat ve magnezyum eksikliklerini düzeltmek için takviyeler; düzenli uyku; düzenli hafif egzersizler yapmak; sıcak bir banyo yapmak; ve bacaklara masaj yapmak.

Huzursuz Bacak Sendromu Tedavisi

Parkinson hastalığı tedavisinde de kullanılan Pexola, Parkin gibi ilaçlar, baldır kaslarına uygulanacak İMS  (kuru iğne tedavisi) uygulamaları çoğu hastada semptomların kontrol altına alınmasını sağlar. Baldır kaslarına masaj yapılması çoğu hastayı rahatlatır.

Baldır Krampları ve Kuru İğne (ims) Tedavisi

Baldır Krampları ve Kuru İğne (ims) Tedavisi

Baldır Krampları, Bacak krampları, bacaklarda özellikle baldır, ayak tabanı kasları bazen uyluk kaslarında ani şiddetli ağrılı kas kasılmalarıdır. Kas kramplarında kas sertleşmiş ve ağrılıdır, o sırada ayak parmakları ve ayak bileği kıvrılmıştır. Kramplar saniyeler ve dakikalar boyunca sürer ve kendiliğinden düzelir. Kramp geçtikten sonra da ağrı devam eder.

Genellikle gece olmakla birlikte gün içerisinde de görülebilir. Her insan zaman zaman kramp geçirebilir, ancak gece krampları sık sık ortaya çıkıyor ve gece boyunca çok sık oluyorsa hastanın yaşam kalitesini bozuyorsa ciddiye alınmalıdır. Bazıları kramplar sırasında ayaklarını gererek, bundan kurtulabilirler. Ancak yine de uykuya dalmadan önce ve uykuda ağrı ile uyanma sıksa, kramplar sorun oluşturur.

60 yaşın üzerindekilerin %50’sinden fazlasında gece kramplarının olduğu sanılmaktadır. Her iki cinste eşit sıklıkta görülür. Gece kramplarının görülme sıklığı yaş ilerledikçe artar. Gece krampları gebelikte de sık olarak görülür ve gebelik ayı ilerledikçe kramp sıklığı ve şiddeti artabilir.

Krampların süresi 1- 10 dakika arasında değişebilir.

Baldır Krampları ve Gece kramplarının sebepleri nelerdir?

Eğer gece kramplarına neden olabilecek altta yatan bir başka hastalık yoksa bu durum idiopatik gece krampları olarak adlandırılır. Çoğu zaman hiç bir sebep yoktur. Yaşın ilerlemesi en önemli sebeptir. Gece kramplarına neden olabilecek pek çok nörolojik ve dahili hastalık vardır, ancak kramp yakınması olan hastalarda bunların oranı çok düşüktür.

Bunlar, gebelik, bel fıtıkları, sinir sıkışmaları, huzursuz bacak sendromu, nöropati, distoni, parkinson hastalığı, motor nöron hastalığı, multiple skleroz, hipotiroidi, şeker hastalığı, hipokalsemi, hipertiroidi, addison hastalığı, hipoglisemi, potasyum fazlalığı, sodyum eksikliği, diyaliz, mg eksikliği, uzun süreli ishal, dolaşım bozuklukları, doğum kontrol hapları, diüretik, alkol, steroid, lityum, kolesterol ilaçları (fibratlar, statinler), kurşun zehirlenmesi, glikojen depo hastalığı, genetik geçişli kramp hastalığıdır.

Gece kramplarından yakınan hastalarda yardımcı tetkikler

Hiç bir sebebe bağlı olmayan gece kramplarını bazı hastalıklara bağlı kramplarda ayırdetmek için bazı testler yapılabilir. Tiroid fonksiyon testleri, kan şekeri, kan demiri ve ferritin seviyeleri, üre, kreatinin, kanda Na, K, Ca ve Mg seviyeleri, EMG, uyku testi gibi ek tetkiklere ihtiyaç duyulabilir.

Baldır Krampları ve Gece Kramplarının Tedavisi

Tedavide ilk basamak altta yatabilecek hastalıkları tespit ederek tedavi etmektir. Altta hatan bir sebep bulunamaz ancak kramplar hastanın hayat kalitesini olumsuz etkiliyorsa tedavi edilmelidir. Tedavide ilk basamak hastalara ayak bileği germe ve gevşeme egzersizleri vermektir. Eğer bu tür yöntemler ile sorun çözülemiyorsa o zaman ilaç tedavisine başvurulur. İlaç tedavisinde kinin, E vitamini, magnezyum, kalsiyum vb. önerilebilmektedir.

Ayrıca;

Bacağınıza masaj yapın. Etkilenen kasın ovulması rahatlamasına yardımcı olabilir. Kası yavaşça yoğurmak ve gevşetmek için bir veya iki elinizi kullanın.
Ayaklarınızı uzatın. Krampon baldırınızdaysa, bacağınızı düzeltin.

Ayağınızı, size bakacak şekilde kaldırılacak şekilde bükün ve ayak parmaklarınız size dönük bir şekilde gerin. Topuklarınızın üzerinde yürüyün. Bu, dorsofleksor kasları harekete geçirerek rahatlamasını sağlar. Sıcaklık uygulayın. Isı kasları yatıştırır. Etkilenen bölgeye sıcak havlu, sıcak su şişesi veya elektrikli sıcak yastık uygulayın. Sıcak bir banyo yapmak veya duş almak da yardımcı olabilir. Turşu suyu için. Bazı kanıtlar az miktarda turşu suyu içmenin kas kramplarını rahatlatmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Bacağınız ağrıyorsa, sık sık kramp sıkıntısı yaşıyorsanız basit ağrı kesici ilaçlar ve kas gevşeticiler alın. Baldır kaslarına yapılacak İMS (kuru iğne tedavisi) uygulamaları çoğu hastayı rahatlatır.

Boyun Fıtığı Tedavisi ve Belirtileri Hakkında Bilgiler

Boyun fıtığı nedir?

Boyun fıtığı; boyun omurları arasında bulunan diskin omurilik kanalına ve bu kanalda çıkan sinir köklerine taşması sonucu omuriliğe ve sinirlere baskı yapmasıdır. Boyunda 7 adet omur vardır, 1. ve 2. omur arasında disk yoktur.

Boyun fıtığı boyun omurgasındaki tüm disklerde görülmekle birlikte boyun omurgasının en hareketli olduğu C4-5, C5-6, C6-7 aralıklarında daha sık görülür. Genellikle birden fazla seviyede görülür. Ağrı genellikle tek taraflıdır, iki taraflı olabilir, bazen de taraf değiştirir.

Ağrının sebebi sinirlere basının olması, boyun bölgesindeki kas spazmı, ya da omurga aksındaki bozukluk sonucu omurlara binen yük dağılımının bozulmasıdır.

Boyun fıtığı kimlerde ve ne sıklıkta görülür?

Boyun omurgası, omurganın en erken dejenerasyona uğrayan bölgesidir. Çoğu insanda 20 li yaşlarda bile dejeneratif değişiklikler görülür. Boyun fıtığı her yaş ve cinsiyette görülen bir hastalıktır. Boyun fıtığı oldukça sık görülen bir hastalıktır, sıklığı hayat tarzımızdaki değişikliklere bağlı olarak her geçen gün artmaktadır. Gençlerde ve orta yaşlılarda fıtık, orta ve ileri yaşlarda kireçlenme daha sık görülür. Tekrarlayan fıtıklar sonucu omur aralarında bulunan diskler iyice incelerek kemikler birbirine yaklaşır. Bu olaya dejeneratif disk hastalığı denir.

Boyun fıtığının sebepleri

Boyun fıtığının başlıca sebeplerii; boyun bölgesini etkileyen travmalar (trafik kazası, kafanın çok hızlı bir şekilde ileri ya da geri hareketi, düşme vb), duruş bozuklukları, mesleki ve sportif zorlanmalar, stres vs dir.

 

Ayrıca yaşlanma, genetik yatkınlık, daha önce boyun fıtığı geçirme yada boyun fıtığından cerrahi müdahale geçirme tekrar boyun fıtığı olma riskini artırır. Ayıca omurganın diğer bölgelerinde fıtık olması da boyun fıtığına yakalanma riskini artırır.

Boyun fıtığı nasıl oluşur?

Boyun omurları arasında bulunan disklerin dış kısmı anulus fibrozis adı verilen fibrokartilaginoz oluşum tarafından kuşak gibi sarılıdır, diskin iç kısmında jelatinoz nükleus pulpozis bulunur.

 

Travmalar, duruş bozuklukları, mesleki ve sportif zorlanmalar sonucu önce anulusun iç liflerinde daha sonra dış liflerinde anular (halka şeklinde) yırtıklar oluşur.

Daha sonra bu yırtıklar birleşerek (radial yırtıklar) diski zayıflatır.

Zayıflayan kısma doğru diskin çekirdeği hareket ederek orada bir bulging (balonlaşma) oluşturur.

Daha sonra en dıştaki lifler yırtılarak diskin ortasında bulunan jelatinimsi çekirdek kısmı dışarıya taşar.

 

Boyun fıtığında şikayetler ve muayene bulguları nelerdir? Boyun fıtığı belirtileri:

Boyun fıtığı hiçbir şikâyete yol açmadan ilerleyebilir. Başlangıçta zaman zaman olan boyun tutulmaları tedaviye gerek olmadan iyileşir. Zamanla tutulmaların sıklığı v, süresi ve şiddeti artabilir. Ancak fıtık ilerledikçe hafif ağrılar başlar

bilgisayar başında çalışmak, klimalı ortamlar, kitap okumak, araç kullanmak, stres, uykusuzluk, alışveriş poşeti ya da herhangi bir ağırlık taşımak ağrıları artırır veya ortaya çıkarır. Bazen şiddetli baş ağrıları şeklinde başlayabilir. Yorgunluk, yatak ve yastıktan rahatsız olmak, boyun ve omuz kaslarında yorgunluk görülebilir.

Bu evrede tedbir alınmazsa diskteki taşma artarak sinirlere ve etrafındaki yumuşak dokulara baskıyı arttırır. Bu durumda boyun kilitlenebilir ve boynu hareket ettirmek çok ağrılı hatta imkânsız olabilir.

Boyun fıtığının yol açtığı ağrılar sadece boyunda değil, baskıya maruz kalan sinirlerin dağıldığı yollardaki omuz, kol, el, sırt, gibi bölgelerde de görülebilir. Hatta baş ağrısı, çene eklemi ağrıları görülebilir. Şiddetli kas spazmından dolayı fıtığın olmadığı aralıklarda bulunan sinirler de sıkışabilir.

Sinir üzerindeki baskı nedeniyle ellerde, kollarda güç kaybı, uyuşma, karıncalanma meydana gelebilir.

Boyun fıtığının yol açtığı ağrılar başı sağa ve sola çevirmeyi, arkaya doğru yatırmayı zorlaştırır. Bu hareketleri yaparken bıçak gibi giren ağrılar hissedebilirsiniz.

Boyun fıtığında boyun hareketleri normal, kısmen kısıtlı ya da ileri derecede kısıtlı olabilir. Boyun kasları basmakla ağrılıdır. Hafif bir masaj, sıcak uygulamalar hastayı rahatlatabilir. Sinir hasarı varsa EMG de buna ait bulgular olabilir.

Boyun fıtığı hastalarında görülen şikayetlerin tamamı boyun kireçlenmesi, boyun duruş bozuklukları, boyun kaymaları gibi boyun omurgası hastalıkları ile aynıdır. Zaten bu hastalıklar çoğu zaman aynı hastada aynı zamanda görülebilir.

 

 

Boyun fıtığı teşhisi

Düz röntgen boyundaki aks bozukluklarını, disk aralığındaki daralmayı, kanal darlıklarını, kireçlenmeye bağlı değişiklikleri göstermede oldukça başarılıdır.

MR boyundaki disk patolojilerini ve yumuşak doku değişikliklerini göstermede en kullanışlı görüntüleme yöntemidir. Ancak istisnai durumlar hariç tedaviye başlamak için MR sonuçlarını beklemek doğru değildir. Çeşitli kesitlerden elde edilen filmler boyun fıtığı olup olmadığı, fıtığın ya da fıtıkların ne aşamada bulunduğu ve seçilecek tedavi yönteminin ne olması gerektiği konusunda doktorunuza bir fikir verecektir.

Boyun MR’ı sayesinde boyun bölgesinde bulunan omurlar, omurlar arasındaki diskler, bu disklerin etkilediği sinirler ve kaslar net bir şekilde görülebilmektedir.

Boyun MR’ının çekilmesi yaklaşık 10-15 dakika sürer ve MR boyunca hareketsiz durmak, kesitlerin net bir biçimde filme yansıması açısından önemlidir.

EMG sinir hasarının derecesini belirlemede katkı sağlar.

Boyun fıtığından korunma

Boyun fıtığında iki şekilde korunmadan bahsedilebilir. Birincisi hiçbir boyun problemi olmayan hastanın boyun fıtığından ve boynun diğer hastalıklarından korunması, ikincisi de boyun fıtığı olan ve bir şekilde şikayetleri kontrol altına alınan hastanın tekrarlardan korunması.

Boyun Fıtığı Tedavisi

Boyun fıtığı tedavisinde ilk olarak başvurulan yöntem, boyun kaslarını güçlendirerek omurgaya binen yükü hafifletmeye yönelik egzersizlerdir.

Kısa süreli korselemeler kas spazmını asgariye indirerek disklere olan baskıyı azaltır.

Bu egzersizler sayesinde fıtığın ilerlemesi durdurulabilir. Fıtık nedeniyle yaşanan akut ağrılarda ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar verilebilir. Sinir kökü irritasyonu varsa kısa süreli kortikosteroidler verilebilir.

Eğer ağrılar ilaç tedavisi ile azalmıyorsa ve boyun hareketleri kısıtlanmaya devam ediyorsa fizik tedavi seçeneği yöntemleri gözönünde bulundurulur.

Paravertebral kas spazmını çözmede ve kas kısalığını gidermede seanslar halinde yapılan İMS (kuru iğne tedavisi) çok başarılıdır.

Ligament ve tendonların güçlendirilmesi için proloterapi ve PRP uygulamaları faydalıdır.

Nadir de olsa cerrahi müdahale yöntemlerine (boyun fıtığı ameliyatı)başvurmak gerekebilir.

Boyun Anatomisi

Boyun Anatomisi

Boyun Anatomisi, baş ile vücut arasındaki bağlantıyı sağlar. Boyun başı destekler ve dengeli pozisyonda tutar, başın birçok yöne rahat hareket etmesini sağlar.Boyun 7 adet boyun omurundan oluşur. Bu omurlardan en üst ikisi diğer omurlardan farklıdır. 2. omurdan itibaren boyun omurları arasında diskler bulunur.

Diskler aslında omurların birbirine sürtünmesini engelleyen ve omurganın hareketini sağlayan elastik kıvamında yastıkçıklardır. Disklerin görevi üzerine düşen yük miktarını dengeli olarak alt seviyelere iletmektir. Disklerin ortasında nucleus adı verilen jelimsi sıvı vardır.

 

Boyun omurları, diskler ve güçlü bağlar ile birbirine tutunurlar. Bu sistem kaslar ile esneklik kazanır ve kuvvetlenir. Boyun omurgası içersinden omurilik ve sinirler geçer. Omurilik 2 cm kalınlığında beyinden aldığı emirleri tüm vücuda ileten son derece önemli bir yapıdır.

Boyunda omurilikten çıkan sinirler el ve kolumuzun hareketini, hissini ve kuvvetini sağlarlar. Sağlıklı boyun dengeli boyundur. Bu dengeyi sağlamak için boyun omurgası açıklığı arkaya bakan sığ bir c şeklinde doğal bir eğriliğe sahiptir. Bu eğriliğin korunması rahat ve ağrısız boyun için çok önemlidir. Bu eğrilik bozulursa boyun omurgasında dejenerasyon ve bozulma başlar.

 

Bel Fıtığı Belirtileri ve Tedavisi

Bel Fıtığı Nedir?

 

Bel fıtığı  Günümüzde insanlar arasında en yaygın hastalıklardan biri olarak bilinen bel fıtığı ; şiddetli ağrılara sebep olan, hareket kabiliyetini kısıtlayan ve kişiyi gündelik yaşamın içine hapseden bir hastalık olarak tanımlanabilir.

Bel fıtığı hastalığında; belkemiğini oluşturan 5 omurun arasında süspansiyon görevi gören intervertebral disk adı verilen dokunun balonlaşması ya da çekirdek kısmının dışarıya taşması sonucu etrafında bulunan yumuşak dokulara ve sinirlere baskı yapmasıdır.

 

 

Bel fıtığı; Omur kemikleri arasında bulunan disk adı verilen jel kıvamındaki sıvının fıtıklaşması sonucu sinirlere yapılan baskı olarak tanımlanır.

”Her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Her bel fıtığı ağrı yapmaz. Ağrı yapan her bel fıtığı da ameliyatlık değildir.”

Bel Fıtığı Neden Oluşur?

Bel fıtığı  Ağırlık kaldırma, uygunsuz hareketler, titreşime maruz kalma, kazalar, duruş bozuklukları, spor zorlanmaları, sürekli ayakta ya da oturarak çalışma bel fıtığına sebep olan en önemli faktörlerdir. Alkol kullanma ve sigara bel fıtığı riskini artırır. Çok doğum yapmış olma, bebek bakımı, zayıf karın ve bel kaslar hanımlar için önemli bel fıtığı riskleridir. Daha önce bel fıtığı geçirmiş olma, daha önce ameliyat olmuş olma yeni fıtıklaşmalara zemin hazırlar. Boyun ve sırt gibi omurganın diğer bölgelerinde fıtık varsa bel fıtığı riski de artar.

Bel Fıtığı Belirtileri Nelerdir?

Bel fıtığının en önemli belirtisi bel ve bacak ağrısıdır. Hareket kısıtlılığı, topallayarak yürüme, vücudun bir tarafa doğru eğrilmesi hastalığın belirtilerindendir. Ağrıyla birlikte bacaklarda uyuşma, karıncalanma, hastalık ilerledikçe kuvvet kaybı ve incelme görülebilir. Belden başlayarak ayağa vuran ağrıların nedeni çoğu zaman bel fıtığıdır. Baskı altında kalan sinirden dolayı ağrı belden başlayıp bacağa uzanır. Bacakta kuvvet kaybı, incelme olabilir. Bazen ayak düşebilir. Bel ağrıları her zaman bel fıtığına işaret etmez.

Bel fıtığı Teşhisi Nasıl Olur?

Bel fıtığı Teşhisinde doktor hastanın şikayetlerini dinler, fiziki muayenesini yapar ve hastalığıyla ilgili gerekli tetkik ve tahlilleri (direkt grafi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme-MRI) ister. Günümüzde görüntüleme teknikleri çok ilerlediği için bel fıtığının teşhisi kolaylaşmıştır. Ancak görüntüleme de görülen her lezyon yada taşmanın mevcut ağrının sebebi olup olmadığını söylemek bazen zor olabilir. MR ında çok büyük fıtığı olup hiçbir ağrısı olmayan hastalar olabileceği gibi çok küçük değişikliklerde ciddi ağrı hisseden hastalar da olabilir.

Bel Fıtığı Tedavisi

Bel fıtığı hastalığının tedavisinde cerrahi yöntemin (ameliyat) gerekip gerekmediğine bakılır. Bel fıtığı rahatsızlığında hastaların büyük çoğunluğu cerrahi olmayan (ameliyatsız) yöntemlerle tedavi edilebilir. Bel ağrıları ve bel fıtığı için uygulanan ameliyatsız tedavi yöntemleri ; ilaç tedavisi,istirahat,fizik tedavi, diğer tamamlayıcı tıbbi yöntemler (kuru iğne tedavisi, proloterapi vb) dir.

 

Kuru iğne tedavisi ; kas spazmına bağlı ağrıları tedavi etmede etkili bir tedavi yöntemidir.

Kas spazmı bel-boyun, sırt ağrılarının en önemli nedenidir. Spazm omurlar arasında bulunan disklere baskı yaparak fıtık oluşumuna, kireçlenme ve ağrılı bir omurgaya yol açarlar.

Sinirleri ve damarları sıkıştırarak kollar ve bacaklarda soğukluk, uyuşma, üşüme, ödeme sebep olur.

Kuru iğneleme tekniği belde kas spazmı çözmede etkilidir.

Proloterapi ; hasarlı dokulara dextroz denilen şekerli suyun verilmesiyle, doku yenilenmesini sağlamaya çalışan bir yöntemdir.

Fıtığa ya da sinir köküne yönelik direkt bir etkisi olmayıp bel çevresindeki dokuların yeniden kuvvetlenmesine yardımcı olur.

Bel problemlerinin tedavisinde; hastanın durumuna göre gerekli gördüğümüz hallerde kuru iğne ve proloterapi yöntemlerini kombine ederek uyguluyoruz.

Bütün hastalara bel koruma prensipleri ve hastalığın aşamasına göre egzersizler gösterilmelidir. Hastaların büyük çoğunluğunda 4-6 hafta içinde iyileşme sağlanır. Yapılan bütün tedavilere rağmen kronik ağrılı hasta oranı oldukça yüksektir.

Bel Fıtığı Ameliyatı Gereken Durumlar

Bel fıtığı Hastanın bacaklarında güç kaybı, hissizlik, idrar ve büyük abdestini tutamama gibi şikâyetlerin varlığı acil bir cerrahi müdahale ihtiyacını gösterir. Birkaç kür yapılan tıbbi ve fizik tedaviye rağmen geçmeyen ağrılar, kuvvet kaybı ilerleyici olanlar, görüntüleme yöntemleri ile çok büyük fıtığı olanlar cerrahi olarak tedavi edilmelidir.

Bel Ağrısı Belirtileri ve Tedavisi Hakkında Herşey

Bel Ağrısı Neden Olur?

Bel ağrısı bir çok sebebe bağlı olabilir. Bu sebeplerin arasında bel fıtığı, kanal darlığı, piriformis sendromu, bel kayması gibi omurga ile ilgili sorunların yanı sıra, duruş bozukluğu, aşırı kilo, kas ve bağlardan kaynaklanan problemler ile romatizmal hastalıkları sayılabilir.

Bazen iç organlardan yansıyan bir ağrı belde hissedilebilir. Bazen muayene ve tetkiklerde hiçbir şey bulunamayabilir.

Duruş Bozuklukları Bel Ağrısına Nasıl Yol Açar?

Bel Ağrısı Kötü duruş beli zorlamakta ve zedelenmeye yatkın hale getirmektedir. Bunun en önemli sebeplerinden biri belin normal kavisinin artması veya azalması ve bazı kasların sürekli gergin kalmasıdır. Bilgisayar karşısında devamlı aynı pozisyonda oturma, benzer şekilde ara vermeden uzun yol araba sürücülüğü gibi nedenler de bel ağrısını tetikler. Duruş bozuklukları bel kaslarında ve belde bulunan bağlarda bir takım olumsuz değişikliklere yol açar.

Kilonun Bel Ağrısındaki Etkisi Nedir?

Bel Ağrısı Aşırı kilolar, omurgaya binen yükü artırır. Diğer bir deyişle daha az kiloyu taşımaya göre dizayn edilmiş bel, daha fazla yüklenme karşısında zorlanır. Bu tip zorlamalar disk yastıkçığının erken yaşta dejenere olmasını ve ileride fıtık benzeri durumların ortaya çıkmasına yol açar. Aşırı kilo tedaviyi de zorlaştırır.

Vücut ağırlığının omurgaya, kas ve eklemlere direk etkisi vardır. Bunu elimizde bir şey olmadan taşıdığımız yük olarak düşünmeli vücut kitle endeksimizi normal sınırlarda tutmak için sağlıklı ve yeterli beslenmeliyiz. Keza bu amaç için spor da yararlı bir yöntemdir. Günümüzde açlıktan zarar gören hasta sayısından çok daha fazla hasta tokluktan zarar görür.

 

Bel Ağrılı Hasta Ne Zaman Doktora Başvurmalıdır?

Bel Ağrılarınızın Sebebi veya Sebepleri Nasıl Teşhis Edilir?

Bel ağrınızın sebebini belirlemek için doktorunuz sizi ayrıntılı olarak muayene ettikten sonra gerekli radyolojik ve elektrofizyolojik incelemeleri yapacaktır. Muayenede özellikle ağrınızın şiddeti, süresi, hangi bölgede olduğu, gün içindeki değişimleri ve eşlik eden diğer bulgular irdelenecektir.

Bel Ağrısı Tedavisinde Yatak İstirahatının Yeri Nedir?

Bel ağrılarının önemli bir bölümünde 3-5 günü geçmeyen kısa süreli yatak istirahatı önerilmektedir. Özellikle bel fıtığı ve mekanik bel ağrılarında, ortopedik bir yatakta dizler hafif karna doğru çekilerek istirahat tavsiye edilir. Uzun süre yatak istirahatinin kas gücü ve kemik yoğunluğunu azaltabildiği unutulmamalı, dolayısı ile uzun süreli istirahattan kaçınılarak, akut ağrı geçince egzersizlere başlanmalıdır.

Muayenede bel hareketlerinizin durumu, harekete ağrının eşlik edip etmemesi, bacaktaki germe testleri ile ağrının ortaya çıkıp çıkmaması, bacak ve ayakta kuvvet ve duyu durumunuz ile bacaktaki reflekslerinize bakılacaktır. Muayenenin ardından radyolojik (MR, fonksiyonel grafiler) ve elektrofizyolojik incelemelere gerek duyulabilir.

Bel Ağrısı Tedavisi Yöntemleri Nelerdir?

Öncelikle ağrının azaltılıp hastanın sakinleştirilmesi gereklidir. Bu amaçla da ağrı kesici, ödem giderici ilaçlar, kas gevşeticiler kullanılır. İstirahat uzun süreli olmama kaydıyla gerekebilir. Korseleme başlangıç devrelerinde hastayı rahatlatır ancak uzun süreli kullanımlarda bel kaslarının zayıflamasına neden olabilir. Korse çıkarma programını hasta doktoruyla mutlaka konuşmaktır. Bunun dışında ehil ellerde yapılan manipülasyon, fizik tedavi yöntemleri,tıbbi tamamlayıcı yöntemler (Kuru iğne tedavisi , proloterapi) lokal enjeksiyonlar diğer tedavi yöntemleridir.

Egzersiz tedavinin temellerinden biri, hatta en önemlisidir. Bel ağrısı çeken hastalarda karın, sırt ve bacak kasları zamanla güçlerini yitirir. Egzersizler bedeni ve ruhi gevşemeyi sağlar, ağrıyı azaltır, kasları güçlendirir, duruşu düzeltir. Hastanın günlük yaşama dönme sürecini kısaltır. Egzersiz türlerini esneklik, bel ve karın kaslarını güçlendirme ve germe olarak sınıflandırabiliriz.

Boyun Ağrısı Sebepleri

Boyun ve Kol Ağrısı Neden Olur?

Boyun Ağrısı Sebepleri Boyun ve kol ağrısının birçok sebebi vardır. Çoğu zaman birden fazla sebep olabilir. Ağrının esas sebebini bulmak önemlidir, ancak tedaviye başlamak için ağrının gerçek sebebini bulmak şart değildir. Boyun omurlarındaki osteofitler (kireçlenme), kaymalar, disk hernileri, boyun kaslarında spazm, bazı anatomik anormallikler kola giden sinirlere ve omuriliğe baskı yaparak boyun, kol ve başta ağrı oluşturabilir. Omurilik basısı daha nadir ancak çok daha ciddi bir durumdur. Omuriliğin kendinden kaynaklanan bazı hastalıklar nadir de olsa boyun ve kol ağrılarına yol açabilir (MS, sirengomyeli, miyelit). Ankilozan spondilit ve RA gibi romatizmal hastalıklar da boyun ağrısı ve tutukluğuna sebep olabilir.

Kötü duruş ve boyunu kötü kullanma

Günlük hayatta boyun sağlığına uygun olmayan her yanlış hareket ve duruş; omur, disk, eklem ve bağ dokusunda yıpranmaya ve yozlaşmaya sebep olur. Özellikle masa başında oturanlarda, sınavlara hazırlanan öğrencilerde, klavyeli cihaz kullananlarda, fazla miktarda el işi yapanlarda bu duruma sık rastlanır. Boyundaki doğal lozdozun (boyun çukurluğu) kaybolması boyunu kötü kullanmanın en önemli bulgusudur. Bu durum röntgende boyun aksında düzleşme olarak görülür. Bu durum boyun fıtığı ve boyun kireçlenmesi (osteoartrit) ne zemin hazırlar.

Boyun incinmesi

Boyunun anatomik yapısının imkân verdiği normal hareketinden daha fazla bir zorlanma sonucunda; disk, kemik, bağlar ve eklemlerde incinmeler olabilir. Genelde araç içi trafik kazası sonrası boyundaki aşırı hareket ve zorlamadan dolayı giderek artan boyun ve kol ağrısı görülebilir. Buna Whiplash incinmesi denir. Bu durum boyunun öne ve arkaya aşırı hareketi sonucu oluşur.

Boyun Tutulması, Kas spazmı

Genellikle boyunu destekleyen kasların aşırı gerilmesi ile oluşur. Ağır bir şey kaldırmak, aşırı spor, iş aktivitesi, yanlış masa başı çalışması kas spazmına sebep olabilir. Ayrıca yanlış pozisyonda uyuma, yüksek yastık ve kötü seyahat şartları da boyun tutulması yapabilmektedir. Çoğu zaman basit ve kolay tedaviler ile spazm ve tutulma çözülmektedir. “Miyofasiyal ağrı, Fibromiyalji , Fibrosit ve Miyozit” diye de adlandırılan uzun süreli kas ağrısında, kas içerisinde ağrıyı tetikleyen noktalar ve elle de hissedilebilen sertlikler mevcuttur.

Tortikollis ve doğumsal nedenler

Boyunda uzun süreli kalıcı eğriliğe tortikollis denilir. Doğum esnasında sternokleidomastoid kasının zedelenmesine bağlıdır. Klippel-Feil, Turner Sendromu, disk agenezisi gibi doğuştan gelen problemler ciddi boyun ağrılarına sebep olabilir.

Boyun Fıtığı

Her iki boyun omuru arasında esnek bir yastık görevi yapan kıkırdak disk dokusunun omurilik ve kola giden sinirlere doğru taşması ''boyun fıtığı'' olarak tanımlanır. Basının büyüklüğü ve yerine göre boyun ve kol ağrısı, omuz ağrısı, baş ağrısı, kürek kemikleri arasına yayılan ağrı, kol kaslarında kuvvet kaybı, ellerde his kusuru, uyuşma ve beceriksizlik görülebilir. Nadiren omuriliğe doğru baskı olur ise yürüme zorluğu, bacaklarda kuvvetsizlik ve idrar şikayetleri de görülebilmektedir. Fizik tedaviye oldukça iyi cevap verir. Konservatif tedaviye rağmen şikayetler geçmiyor, ciddi omurilik ve sinir baskısı var ise, cerrahi tedavi (ameliyat) önerilir.

 

Diskte dejenerasyon, yozlaşma, kireçlenme

Yaşın ilerlemesi, omurganın kötü kullanılması sonucu kemik yapıda, bağlarda ve disklerde yıpranma başlar. Jel kıvamındaki disk çekirdeği sertleşir ve incelir, diskin dış liflerinde yıpranmalar oluşur diskin şok emme özelliği ve esnekliği kaybolur. Kemik köşelerinde osteofit adı verilen çıkıntılar oluşur. Oluşan yeni kemikçikler, sertleşmiş ve esnekliğini kaybetmiş bağlar ve daralmış disk mesafeleri sinirlere baskı yaparak boyun, kol ve genel vücut ağrısına sebep olabilmektedir. Omurilik basısı yaparak el ve ayaklarda uyuşma, kuvvetsizlik oluşabilmektedir. Ayrıca tanın ruhsal yapısı da etkilenir. Fizik tedavi ve egzersizlere iyi cevap verir. Tedavinin belli periyotlarla tekrarlanması gerekebilir. Nadiren cerrahi gerekir.

Gerilim, stres, sigara, kötü hayat koşulları

Boyun ağrısını artıran ve kronikleştiren en önemli sebeplerdir. Ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlar boyun ağrısını artırır. Boyunda sürekli gerginlik ve ağrılı noktalar tespit edilebilir. Gülmek, düzenli çalışmak, egzersizler, masaj, sosyal uğraşılar ve hayata bağlılık boyun ağrısına karşı önemli korunma yollarıdır.

Omurilik Kanalında Daralma (Servikal Dar Kanal, omurga stenozu, Servikal Spondilitik Myelopati)

Boyun Ağrısı Sebepleri Özellikle ileri yaşlarda ellerde uyuşma, kuvvetsizlik ve beceriksizlik, yürümede zorluk ve el-ayaklarda his kusuru görülebilmektedir. Omuriliğin ve/veya sinirlerinin geçtiği kanalların daralması ve omurilik beslenmesinin bozulması ile seyreder. Hastalığın erken dönemde tespit edilmesi ve erken tedavi gereklidir. Erken dönemde yapılan cerrahi girişim omurilikte oluşabilecek kalıcı hasarları önlemektedir.

Romatizmal Hastalıklar

Vücudun bağışıklık sisteminin kendi hücrelerine savaş açması sonucu oluşur. Omurgadaki normal kemik ve kıkırdak dokuları hasara uğrar. Romatoid artrit, ankilozan spondilit gibi hastalıklar boyun hareketlerinde kalıcı kısıtlılık yapabilir. Sabahları görülen en az bir saat süren eklem tutukluğu ve her yöne hareket kısıtlılığı romatizmal hastalıklardaki boyun tutulumunun tipik özellikleridir .

Osteoporoz (kemik erimesi)

Osteoporoz, en sık rastlana metabolik kemik hastalığıdır. Kemiklerde yumuşamaya ve incelmeye yol açarak kolay kırılmaya ve dolayısıyla ağrıya sebebiyet verir. En önemli sebebi kalıtımdır. Beslenmede kalsiyum ve D vitamini eksikliği, hareketsiz yaşantı, erken menopoz, aşırı alkol ve kafein tüketimi, kortikosteroidler ve bazı ilaçlar osteoporoz riskini arttırır.

Omurga kırıkları, omur kayması

Omurlar normalde oldukça sağlamdır. Bazen kaza ve başka sebeplerden zarar görüp çatlayabilir, bütünüyle kırılabilir.

Travma şiddetiyle boyun omurları kayarak omuriliğe zarar verebilir. Ciddi omurilik ve sinir kesileri görülebilir. Kaza sonrası boyunun mutlak boyunluk ile tespit edilmesi hayat kurtarıcıdır.

Kol ve el sinirlerinin tuzaklanması (sıkışması)

Boyunda omurilikten çıkan sinirler ele doğru giderken yol üzerinde bağ dokusu tarafından tuzaklanır. Buradaki sıkışma sonucu el ve kollarda kuvvetsizlik, uyuşma ve ağrı oluşur. Özellikle elin ilk 3 parmağında geceleri görülen uyuşma el bilek kanalı sendromu (karpal tünel sendromu) için tipiktir. Bu tip ağrı ve uyuşma olan hastalarda mutlak EMG testi ile ayrıcı tanıya gidilmelidir. Konservatif tedavi ile sonuç alınamayan hastalarda cerrahi olarak basının kaldırılması gereklidir. Unlar sinir, radial sinir kol ve elde çeşitli bölgelerde sıkışabilir. Bazen kola giden sinir ve damarlar hepsi birden boyundaki normal yada anormal anatomik oluşumlar tarafından sıkıştırılabilir (torasik çıkış sendromu).

 

Spor Yaralanmaları Kuru İğne Tedavisi

Spor Yaralanmaları Kuru İğne Tedavisi

Kuru İğne Tedavisi (İMS) spor yaralanması tedavi ve rehabilitasyonunda tek başına ya da uygulama alanımızdaki diğer tedavi yöntemleriyle (proloterapi ,PRP tedavisi vb)kombine edilerek başarı ile kullanılmaktadır.

 

 

PRP tedavisi menisküs yırtığı için uygulanmaktadır.

Kuru İğne Başka Nerelerde Kullanılır?

Kuru İğne Nerelerde Uygulanır ?

Kuru İğne Nerelerde Uygulanır ? İMS nin ağrılı sendromların dışında da birçok kullanım alanı vardır. İMS çilt kırışıklıkları ve ciltte oluşmuş mikro çukurlukların tedavisinde kullanılabilir. Hemiplejik hastaların omuz ve kalça sendromlarının tedavisinde rehabilitasyona olumlu katkısı olur. Nöropatilerin tedavisinde kısmen etkilidir. Eklem kontraktürlerinin tedavisinde, eklem hareket açıklığının artmasına yardımcı olur.

Kuru İğne Tedavisi (İMS) Hangi Hastalıkların Tedavisinde Uygulanmaktadır ?

Kuru İğne Tedavisi Kaç Seans Uygulanmaktadır  ?

İMS yani kuru iğne tedavisinde seanslar hastalığa ve hastanın gidip gelme imkânına göre belirlenir. Haftada 1 veya 2 seans uygulamak en uygun olanıdır. Daha önce geçirilmiş bir cerrahi müdahale varsa yada ağrı çok kronikse seans araları daha sık ve seans sayısı fazla tutulmalıdır. İyileşmenin hızı hastalığın kronikliğine, yaygınlığına, ağrının şiddetine, daha önce operasyon geçirip geçirmemesine, nöropati olup olmamasına göre değişir. Seans sayısı 6-10 arasında değişmelidir. Bazen bu süre 15 seansa kadar çıkabilir. Hastalığın geçici alevlenmelerinde tek seanslık bir tekrar yeterli olabilir.

Kuru İğne Acıtır mı  ? İMS Ağrılı Bir Yöntem midir ?

İMS tedavisinde kullanılan iğneler normal enjeksiyonda kullanılan mandrenli iğneler gibi değildir;

Son derece incedir. Deriyi geçerken acıyı en aza indirmek için bir kılavuz kullanılarak iğnenin hızlı batması sağlanabilir. Ayak tabanı, el gibi küçük kasların bulunduğu bölgelerde ağrı mümkündür, ancak diğer kaslara yapılan stimülasyonlar genellikle iyi tolere edilir. Eğer kaslar normalse genellikle ağrı duyulmaz.

Kas süpersensitif, aşırı kısalmışsa yani ciddi olarak problemli ise bir miktar ağrı duyulabilir. İğne ilk batırıldığında spazmlı kas tarafında sıkıca kavranır ve bu esnada özel bir ağrı duyulur. Kas kendini bırakınca ciddi bir rahatlama olur. Bazı hastalar ilk birkaç seansta uzun süren ağrılardan bahsederler, seans süresi arttıkça bu ağrılar kaybolur.

Sırt Ağrıları

Sırt Ağrıları

Sırt Ağrıları Bel ve boyun bölgesine göre daha az hareketli ve kaburgalarla desteklendiği için sırt ağrıları bel ve boyun ağrılarına göre daha az görülür. Duruş bozuklukları, bilgisayar kullanma, stres, oturarak çalışma, iri göğüsler, uygun olmayan sutyenler vs.. sırt ağrılarının en sık rastlanan sebepleridir. Bel ve boyun kadar olmamakla birlikte çok sayıda hasta sırt ağrılarından dolayı sıkıntı çekmektedirler.

Sırt bölgesinin kendisinden kaynaklanan ağrıları olabildiği gibi boyun ve bel gibi omurganın diğer kısımlarından ve iç organlardan kaynaklanan ağrılar sırtta hissedilebilir. Mide- barsak, pankreas, böbrek, kalp gibi iç organ hastalıkları sırta vurabilir.

 

Torasik disk herniasyonu (sırt fıtığı),

Omurga fıtıklarının %2-3’ünü oluşturur. Daha çok sırt omurlarının alt kısmında görülür. Göğüse, karına veya bacaklara vurabilir. Tanıda iyi bir muayene ve o bölgenin görüntülenmesi önemlidir. Tedavide analjezikler (ağrı kesiciler) ve fizik tedavi uygulamaları faydalıdır. İlerlemiş vakalarda ameliyat gerekebilir.

Omurga çökme kırıkları,

Ani ve şiddetli sırt ağrısı yapabilir. Hafif ağrılı veya ağrısız da olabilir. Sırt bölgesi tümörleri veya başka bölgeden yayılan tümörler, osteoporoz (kemik erimesi) ve kemik tüberkülozu en sık rastlanan çökme kırıkları nedenlerindendir.

Torasik spondiloz (kireçlenme);

Özellikle duruş bozuklukları, tekrarlayan travmalar, mesleki zorlanmalar, geçirilmiş kazalar sırt bölgesinde spondiloza zemin hazırlar. Genetik faktörlerin rolü de olabilir.

Sırtta ağrı ve tutukluluk yapar. Zamanla sırtta kamburluk gelişebilir. Uzun süre ayakta durmak, uzun süre oturmak ve yük taşımakla ağrılar artar. Tedavide ağrı kesiciler ve fizik tedavi uygulamaları genellikle yeterlidir.

Torasik spinal kanal stenozu(sırt bölgesi omurlarında kanal darlığı);

Sıklıkla bacaklarda uyuşma ve karıncalanma ve yürüme güçlüğü görülür.

Sırt ağrısı belirgindir. İleri darlıklarda cerrahi tedavi gerekebilir.

Enfeksiyonlar;

Sırt Ağrıları En sık olarak tüberküloz ve bruselloz görülür, ayrıca kan yolu ile diğer mikroorganizmaların da sırt omurlarına yayılımı olabilir. Hafif ateş, gece terlemeleri, gece uykudan uyandıran ağrılar vardır.

Tümörler;

Ağrı en sık görülen belirtidir. Karakteristik olarak en çok istirahat sırasındadır ve egzersizle ağrının şiddeti azalır. Ağrı genellikle bıçak saplanır gibidir ve öksürmekle, aksırmakla, ağır kaldırmakla şiddetlenir. Çoğunlukla hastayı uykudan uyandırır.

Postural deformiteler (omurlardaki şekil bozuklukları);

Kifoz (kamburluk), skolyoz (omurganın yana eğriliği) sıklıkla sırt ağrısı nedenlerindendir.

Tedavinin iki amacı vardır. Eğriliğin düzeltilmesi ve ilerlemenin durdurulması. Skolyoz tedavisinde; egzersiz, özel korseler, fizyoterapi yöntemleri uygulanır. Ağır vakalarda cerrahi kaçınılmazdır.

Ankilozan spondilit ve diğer seronegatif artritler;

Sırt omurlarını tutarak ve göğüs kafesinin hareketlerini kısıtlayarak sırt ağrısına sebep olan romatizmal bir hastalıktır. Omurganın diğer bölgelerini de tutar. Ağrı ve hareket kısıtlılığı ön plantadır. Ağrı istirahatle artar hareketle azalır.

Osteoporoz (kemik erimesi);

Akut (ani başlangıçlı) veya kronik (zaman içinde gelişen) sırt ağrısı yapabilir.

Akut ağrı omurlardaki çökme kırıklarına bağlıdır. Kronik ağrı ise omurga kaslarındaki dengenin bozulması ile ilgilidir. Kırık olmadıkça kemiklerde genellikle hassasiyet yoktur.

Miyofasyal Ağrı Sendromu (kas romatizması);

Kaslarda görülen ağrı, hassasiyet ve tutuklukla karakterize bir hastalıktır. Fibromiyalji sendromu ile çoğunlukla karıştırılır. Fibromiyalji sendromunda ağrı daha yaygındır, miyofasial ağrı sendromu ise daha az kas grubunu ilgilendirir. Fibromiyalji de ağrı tutukluk ve hassasiyet vücudun her tarafında yaygındır, miyofasial ağrıda ise bir veya birkaç bölgededir. Miyofasial ağrıda yorgunluk ve uykusuzluk yoktur ya da daha hafiftir. Fibromiyalji sendromu daha çok sistemik miyofasyal ağrı sendromu bölgeseldir.

Miyofasial ağrı sendromunun en önemli sebepleri travmalar, duruş bozuklukları, tekrarlayan hareketler, stres, aşırı kullanım, doğumsal bozukluklardır.

Yansıyan ağrılar:

En sık sebepler;

Sırt ağrılarının tedavisinde neler yapılır?

Paravertebral spazmı çözmek için İMS (kuru iğne tedavisi), ligament ve tendon hasarı varsa proloterapi, kas zayıflığı varsa kasları güçlendirmek için egzersiz programları, çökme kırıkları ve ciddi omurga deformiteleri varsa korseleme, özel omurga destek aparatları yararlı olabilir.